Gözlerimden istemsizce boşanan yaşları gizleme çabasıyla mektubu tekrar sokuşturdum aldığım yere.

Pencereden dışarı bakmaya başladım. Tek kişilik ve en arkadan aldığım koltuğa minnettardım.

Ağlamak istiyordum zira. Uzun zamandır tuttuğum, akmasından korktuğum gözyaşlarımı akıtmak istiyordum.

Geçmişe, geleceğe, gelenlere, yitip gidenlere, bir anlık gafletle hayatını mahveden Selim’e, annesiz kalmış bebeklere, kuyruğu kopmuş kedilere, köşe başında dilenen yaşlı amcaya, mendil satan çocuğa, dünyadaki mevcut tüm acılara içim boşalana kadar ağlamak istiyordum. Öyle de yaptım.