“Siz insanlar için
-üç bin dokuz yüz küsurlu yıllara kadar-
ömür dediğiniz de nedir ki;
bilemediniz kırk dokuz,
bilemediniz doksan dokuz!

Düş yedide birini bebekliğe,
düş altıda birini çocukluğa,
düş beşte birini gençliğe,
düş üçte birini de uykuya!
Ne kaldı ki geriye?

Öyle ise var git!
Dolu doluya yaşa!
Günü gününe yaşa!

Öyle ise var git!
Günlerinin, dakikalarının kıymetini bilerek yaşa!”