Sırf dikkatim dağılsın diye, kapının buzlu camını tutan macunları sökmüştüm. Sadece ince ağaç çivilerin desteğine terk edilmiş buzlu cam, onun arkasından kıkırdayarak sallanır, ikimizin de ilgi odağı olurdu. Camdan bir bağımız vardı. O kadar ince, o kadar kırılgan bir bağdı ki bu, hiçbir şiddet, öfke, sevgi tanımlayamazdı bunu.

O, odanın dışında iki gözyaşı ile dingin; bense dikkati dağılmış, üzgün olurdum. Her baba ve kızı gibi farkına varırdık gayretlerimizin yetersiz olduğunun.