Bir insan bir şehirden ne kadar nefret edebilirdi ki ya da o şehri ne kadar sevebilirdi? Benim şehrim küçüktü aslında; yürüdüğün yollar, oturduğun mekânlar, kokunun sindiği gökyüzü kadar. Gerisi siyah beyaz bir kare… Ayaklarım yürüdüğün yollara giderdi. Aldığım nefes kokuna bağımlıydı adeta, hep arkandan koşardı. Kalbim kalbine tutulmuştu, dizginlenemeyen bir çocuk gibi. Kokunun olmadığı gökyüzü, adımını atmadığın cadde yasaktı bana. Sen şehrimi terk et-tikten sonra bir odanın içine sıkışıp kalmıştım. Çünkü bili-yordum, kokunun olmadığı gökyüzü, adımını atmadığın cadde yasaktı bana…