İnsanın kendini bilmek istemesi hep ötelenen bir sorgulamadır. Bu durum, geçmişin duyumsanması ve analiz edilmesine de bariyer oluşturur.

Yaşanmış olanı sorgulamak, zihni dedikodunun çöküşünden kurtarıp daha şeffaf bir bakışla yargılamak, doğru bir yaklaşım olacaktır.

Duruluk, dinginlik ve içtenlik, insanın geleceğe yönelimini berraklaştırır. İnsanın kendinden kaçışı en büyük tuzaktır.

Kendi varoluş dinamiklerini unutan, vazgeçen toplumlar içinde; adil, mutlu, hoşgörülü birliktelikler yaşamak oldukça zordur.

Adil olamayan toplum görüşü, tarih sürecince yok olmaya mahkûmdur, bireylerin yaşadığı trajik sonu, kitleler de yaşayacaktır.

İnsan, dünya ve evren ‘kozmos’unda varoluşu için kendi nesliyle barışık, yeni bir başlangıç yapmalıdır.