Herr, karısının mısır sarısı saçlarının tozunu, toprağını temizliyor, bitlerden ayırmaya çalışıyordu. Gözlerinin tamamının kapandığını gören Herr, onu uyandırmadan yarı kapalı gözleriyle saçlarına dokunmaya başlıyordu… Teninden akıp tüm bedenine hükmeden terinin kokusunu içine çekiyor, ellerini bırakmadan sımsıkı sarılıyordu. Alnına bulaşan çamur izlerini eliyle uzaklaştırmaya çalıştığında, gözlerinin kımıldadığını görüyor, dokunmayı bırakıyordu. Sadece izlemekle yetiniyordu. Zaten bedeni, bedenini sarmış, onun koynunda güneşin doğmasını bekliyordu…