Ege, üstünde oturduğu yatağı avuç içleriyle gezdi, yıllardan sonra ilk defa eski yatağında uyuyacağı için garip hissediyordu, artık sığabileceğinden bile şüpheliydi ama yine de dün akşama kıyasla daha rahat bir uyku vadettiği kesindi. Işığı kapatıp hâlâ çalıştığına şaşırdığı gece lambasının zayıf rehberliğinde yatağına geri dönerken rahat uyku yargısının kesinliğinden şüphe duymaya başladı. Örtünün tamamıyla altına girebilmek için dizlerini kırıp kendine doğru çekerken sadece bedeninin değil, ruhunun da küçüldüğünü hissetti, sanki tekrar küçük bir çocuk olmuştu. Üstündeki örtüyü boğazına kadar çekmeye çalışırken içini bir huzursuzluk kapladı, eskinin tozuyla kaplı karanlık bir duygu yavaş yavaş geliyordu; korkmaya başlamıştı.

Bunca yıldan sonra uyurken tekrar karanlıktan korkabileceğini düşünmemişti, nasıl bu kadar zayıf ve aptal olabilirdi?”