Şüphe, kıskançlık, kibir, güç, korku, umut, özlem gibi duyguların kimi zaman eğlenceli kimi zaman ise karanlık tonda öykülerle anlatıldığı Anima, okuyucuyu, farklı yaşlarda ve farklı statülerdeki insanların iç dünyasına doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Bu yolculukta bize, on iki farklı hayvanın adı verilen on iki farklı hikâye eşlik ediyor.

 

“Bağırıyordu. Sesini duyamıyordum ama yardım istiyor olmalıydı. Kendime geldim, ayaklarım çözüldü ve çitlerin üzerine atladım. İki katım yüksekliğinde olan çitleri aşmaya çalışıyordum. Sevgilimin kafası cama çarpmaya devam ediyordu. Çitleri geçemeyeceğimi anlayınca çaresizce etrafıma bakındım. Yardım için bağırdım. Kimse yoktu. İstanbul’un ortasında, on beş milyonluk şehrin merkezinde tek başımaydım.”