Diz çöktüğü tuvalet aynasının karşısında hüngür hüngür ağlıyordu Asya. Titreyen ellerini ağarmış saçları arasında gezindirdi biraz. Derin bir nefes aldı. Nefes vermek ise hiç bu kadar zor olmamıştı sanki. Kapandığı paspas, gözyaşlarıyla ıslandı. İçinde hala kanayan bir yara, kocaman bir hasret ve acı içinde geçmiş koskoca bir ömür, gözyaşlarıyla akıp gidiyordu avuçlarından. “Asla affetme onu,” diyordu kendi kendine. Ve asla da affetmeyecekti, bunu biliyordu.